Çağrı merkezlerinde dijital dönüşüm başlıyor; akademi kuruldu

Tempo, çalışanlarını geleceğe hazırlamak ve Türkiye’deki iş gücü dönüşümüne öncülük etmek hedefiyle Tempo Akademi’yi kurdu. Sadece kendi çalışanları değil diğer şirketlerde de görev alan kişilerin, dijitalleşme ve yapay zeka konularında dönüşümlerini tamamlaması için yazılım testçisi, yazılımcı, chatbot designer gibi alanlarda eğitim alacak.

Eğitimin sonunda çalışanlar, çağın gereksinimlerine uygun yeni beceriler ve yetkinlikler kazanırken, geleceğin meslekleri için iş gücü yaratılması amaçlanıyor. Çağrı merkezi sektöründe çalışanların yararlanabileceği eğitimlerin süresi 8 gün ile 3 ay arasında değişiyor.

KİŞİSEL DÖNÜŞÜM OKULU

Sektörün dönüştürülmesi hedefiyle başlayacak olan eğitimlerle 2025 yılı sonunda 5 bin kişiye ulaşılması planlandı. Akademiyi, ‘kişisel dönüşüm okulu’ olarak tanımlayan Tempo CEO’su Cemal Akar, “Temel prensibimiz değerlere göre yönetimdir. Akademiyi, çeviklik, yenilikçilik, sürekli gelişim ve tutku değerleri üzerine kurduk” dedi.

“KURUM VE KİŞİLER KENDİLERİNİ YENİDEN KEŞFETMELİ”

Teknolojinin ve insanın hızla değiştiği bir döneme geçildiğini söyleyen Akar, “Her kurum ve kişinin kendini yeniden keşfetmesi gerekiyor. Biz, teknolojinin çok hızlı ilerlediği, robotlaşma ve yapay zekanın çok hızlı bir şekilde devreye girdiği çağrı merkezi sektöründe çalışıyoruz. Dolayısıyla kendimizi daha hızlı keşfedip, yenilememiz gerekiyor. Çalışanlarımızın dönüşümlerine destek vermeliyiz. Çalışanlarımızı geleceğin mesleklerine hazırlamayı hedefliyoruz. Tempo Akademi’de, yazılım testçisi, yazılımcı, chatbot designer gibi konularda eğitimler vererek hem kendi çalışanlarımızı hem de aynı sektörde başka firmalarda görev yapan kişileri yeni mesleklere geleceğe hazırlamak için Tempo Akademi kuruldu” diye konuştu.

“Eğitimlerin ilk ayağının kişilerin kendi tutkularını bulmasına yardımcı olmak” diyen Akar, “Ardından teknik eğitimler olacak. 2019’un sonunda başlayan eğitimler kapsamında 100 mezun verildi. Çalışanlarımız, ISTQB standardında yazılım testçisi, chatbot designer olarak eğitim aldı” ifadelerini kullandı.

“VERİ TEMİZLEYİCİSİNE ÇOK İHTİYAÇ VAR”

Eğitimlerin süresinin 8 gün ile 3 ay arasında değiştiğini söyleyen Akar, “Veri temizleyicisi eğitimi 1 hafta sürüyor. Veri temizleyicisi çok ihtiyaç olan bir meslek. Şu anda birçok firmanın adres, telefon veri tabanları çok karışık. Bunların düzenlenmesi için çalışacak kişilere çok acil ihtiyaç var. Akademide çok hızlı bir eğitimle kişileri dönüştürebiliyoruz. Bu yıl içinde 300 çalışanımızı dönüştürmek istiyoruz. 2021’in sonunda bu rakamı bine çıkarmayı 2025 yılı itibariyle de 5 bin kişiyi dönüştürüp Türkiye’nin de ihtiyacı olan iş gücü alanına katılmanı hedefliyoruz” dedi.

“SEKTÖRDE İSTİHDAM KÜÇÜLMESİ BEKLEMİYORUM”

Çağrı merkezlerinde basit seviyedeki işlerde robotlaşmanın devreye girdiğini belirten Cemal Akar, “Bugün çağrı merkezlerinde yapılan işlerin yüzde 80’i basit seviye işlemlerdir. Bu işlerin robotlaşmaya dönmesi kaçınılmaz. Yapay zeka uygulamaları bizim sektörü hızlı bir şekilde etkiliyor. Sektörün istihdam küçülmesine gideceğini ihtimal vermiyorum. Ama geçmiş yıllarda yaşadığımız hızlı büyümenin aynı şekilde devam edeceğini düşünüyorum. Robotlaşma ve yapay zekanın hem çalışana hem de müşteriye faydası var. Çünkü önündeki ekran ne kadar ona yardımcıysa ne kadar kolay ulaşabiliyorsa karşısındaki müşteriyi de o kadar memnun ediyor” diye konuştu.

TOKİ’den depremzedelere 15 yeni konut

 

Merkez üssü Elazığ’ın Sivrice ilçesi olan ve 24 Ocak’ta yaşanan 6.8 büyüklüğündeki depremin ardından yaralar hızla sarılmaya devam ediyor. Deprem sonrası bölgedeki çalışmalarını hızlandıran TOKİ, resmi teslim tarihinden 4 ay önce konutların vatandaşa teslim edildiğini açıkladı.

TOKİ’den yapılan yazılı açıklamada, “Deprem sonrası teyakkuza geçen TOKİ, inşası devam eden 190 konutu resmi takvimin 4 ay öncesinde tamamlayarak hak sahiplerine teslim etti. Cumhuriyet Mahallesi’nde inşası tamamlanan 10 konut, Bizmişen Mahallesi’nde de 5 konut depremzedelere teslim edildi. 125 metrekare 3+1 ve 90 metrekare 2+1 nitelikte olan konutlar 5 Şubat 2019 tarihinde sahiplerini buldu. Hak sahipleri ve depremde yakınlarını kaybeden 15 aile yeni yuvalarına kavuştu. Yaşanan depremde en ufak bir hasar almayan, boyalarında dahil çatlak oluşmayan konutlar hak sahiplerine güvenli ve sağlıklı konutlarda yaşam imkanı sunacak” ifadelerine yer verildi.

KKTC’nin yerli otomobili Günsel 28 ülke ile anlaştı

Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, kendi projesi olan Günsel’in ARGE çalışmalarının da başkanlığını yürüttü. Üretimden kalite kontrol süreçlerine 109 mühendis tarafından, 1.2 milyon saat emek harcanarak üretim aşamasına gelen ve Yakın Doğu Üniversitesi kampüsünde kurulan Günsel için 28 ülkeden 800 firma ile işbirliği protokolü imzalandı.

Yüksek güvenlikli, özgün, verimli ve ileri düzey teknolojiye sahip 10 bin parçanın bir araya getirilmesiyle oluşturulan Günsel’in geliştirme sürecinde otomotiv sektörünün öncü yerli ve yabancı tedarikçileri ile iş birliği anlaşmaları yapıldı. 2021’de yıllık 2 bin araçla başlayacak seri üretim kapasitesinin, 2025’te yıllık 20 bin araca ulaşması planlanıyor” açıklaması yapıldı.

“ÜLKE EKONOMİSİNE KATKI SAĞLAMAK İSTİYORUZ”

28 ülkeden 800 tedarikçi firma ile yapılan iş birliği anlaşmaları hakkında açıklamalarda bulunan Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, hem Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hem de Türkiye otomobil sanayi için imzalanan anlaşmaların oldukça önemli bir adım olduğunu belirterek, Günsel’in seri üretime başlaması ile birlikte ülke ekonomisine ve istihdamına ciddi bir katkı sağlanacağını belirterek küresel elektrikli araba sektöründe de önemli bir yere sahip olunacağının altını çizdi.

Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, Dünya’da birçok otomotiv devinin bulunduğunu, ancak hiçbirinin tüm parçalarını sadece kendi ülkelerinde üretemediklerini, otomobil parçalarını üreten son derece büyük şirketler olduğunu belirterek, amaçlarının üretim maliyeti açısından Günsel’de kullanılacak parçaların birçoğunu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye’mizde üretilmesini sağlamak olduğunu söyledi. Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, “Yerli ve yabancı firmalarla iş birliğine gidilerek hem bize özgün araçları üretmek hem de ülkemizde bir tedarikçi sektörünün oluşmasını sağlamak istiyoruz. Tüm parçaların sadece ülkemizde üretilmesi şu an mümkün görünmüyor. Bu nedenle Türkiye’mizdeki tedarikçi firmalarla da iş birliği yaparak, bu firmaların tecrübelerinden de faydalanarak bir sinerji yaratmak istiyoruz” dedi.

GÜNSEL B9 20 ŞUBAT’TA TANITILIYOR

Firmaların tecrübelerinin birleştirilerek kapsamlı bir sinerji çalışması ile uluslararası çevre normlarına uygun, güvenlik, hafiflik, yakıt tasarrufu ve kompozit malzeme kullanımı ile Günsel’in üretildiğini anlatan Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, “Elektrikli araç üretimini yerlileştirme stratejisi ile yola çıkarak, 2021’de seri üretimle satışa sunulması planlanan Günsel’in parçalarını yerli ve uluslararası tedarikçi firmalar üretecek. Bu önemli anlaşmaların ülkemiz ve şirketlerimiz için hayırlı olmasını diliyorum” değerlendirmesinde bulundu. 2016 yılında model tanıtımı yapılarak prototip üretimi tamamlanan Günsel’in ilk modeli B9’un tanıtımı, 20 Şubat 2020 Perşembe günü, saat 19.00’da Elexus Otel’de düzenlenecek organizasyonla yapılacak.

Dünya Kadınlar Ekonomik Forumu’nda Türk firması

 

Dünya Kadınlar Ekonomik Forumu (Women Economic Forum/WEF), 150 ülkede 1,5 milyon üyesiyle iş dünyası profesyonelleri, girişimciler ve ilham kaynağı liderlerini 6-8 Şubat tarihleri arasında Slovenya’nın başkenti Lübliyana’da aynı çatı altında buluşturdu. ‘Liderlik pozisyonlarında özgün olma endişesi: Konunun özü ve başa çıkma yöntemleri’ başlıklı oturumda konuşmacı olarak yer alan DeFacto CFO’su Önder Şenol, otantik liderlik anlayışı ile ilgili, “Öncelikle kendimize karşı dürüst olmamız gerekiyor. Hissettiklerimizle söylediklerimiz veya yaptığımız şeyler arasında tutarlı davranış sergilemeli ve değerlerimizi temel alan seçimler yapmalıyız” ifadesini kullandı.

“ÖZGÜN DAVRANMALARI SAĞLANIYOR”

DeFacto liderlerin ahlaki ve etik niteliklerini doğrudan teşvik ederek, özgün davranmalarına imkân tanıyor diyen Şenol, “Şirket kültürümüzün yapısı, kurumsal sosyal sorumluluk yaklaşımımız ile yakından ilişkili. Son araştırmalar, otantik liderliğin kurumsal sosyal sorumluluk performanslarını olumlu yönde etkilediğini gösteriyor. Çünkü faaliyetlerin ne derece özgün olduğu, çalışmaların vaat ettiği pozitif etkiyi ortaya koymakta önemli rol oynuyor. Liderin özgünlük hali azaldıkça, sosyal sorumluluğun kurum kültürüne pozitif etkisi de azalıyor. DeFacto’nun Kurumsal Sosyal Sorumluluk yaklaşımı tam olarak bu kültürden besleniyor” değerlendirmesinde bulundu.

“POZİTİF VE MUTLU BİR ÇALIŞMA ORTAMI”

Şenol, konuşmasında yürüttükelri kadın odaklı sorumluluk projeleri hakkında da bilgi verdi:

“Kadınların iş hayatında eşit şartlarda çalışmasını, emeklerinin ve hayallerinin hayat bulmasını önemsiyoruz. Bu doğrultuda çalışanlarımızın eğitimi ve gelişimi için sürekli yatırımlar yapıyoruz. Bugüne kadar Türkiye’de ilk olan birçok uygulamayı hayata geçirdik. 2011 yılında “Mutluluk Direktörlüğü” birimini kurduk. ‘Çalışan mutlu ise müşteri de hissedar da mutlu olacaktır’ anlayışı ile mutlu bir ortam yaratmak için samimi bir gayret içine girdik. Ardından 2015 yılında kadın çalışanlarımıza pozitif ayrımcılığın ötesinde uygulamalar sunan ve ekstra imkanlar tanıyan Mutlu Kadın Hareketi’ni başlattık. Aynı yıl kadınlara iş hayatında verdiğimiz desteği devam ettireceğimizi taahhüt etmek için Birleşmiş Milletler Kadınları Güçlendirme İlkeleri’ne (WEPs) imzacı olduk.”

“SÜRDÜRÜLEBİLİR KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK YAKLAŞIMI”

Kurum kültürünün beslendiği sürdürülebilirlik bakış açısının yansıması olan Kumaştan Hayaller projesi hakkında da bilgi veren Şenol, geri dönüşüm, eğitim, mutluluk ve umut odaklı bu projede çocukların ve gençlerin hayatlarına dokunduklarını şöyle ifade etti:

“Paydaş katılımı modeliyle kurguladığımız Kumaştan Hayaller projemizi başarıyla sürdürüyoruz. Proje kapsamında, fabrikalarımızdan elde edilen üretim fazlası kumaş ve aksesuarları, protokol imzaladığımız Valilik, Kaymakamlık, İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri aracılığıyla meslek liselerine gönderiyoruz. Onlar da hayal güçlerini kullanarak bu kumaşlardan ürünler tasarlıyor ve üretiyorlar. Daha sonra bu ürünler mağazalarımızda müşterilerimizin satışına sunuluyor ve elde edilen gelir Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV) projelerini desteklemek üzere kullanılıyor. Dolayısıyla Kumaştan Hayaller projesi sürdürülebilir yapısı itibariyle geri dönüşüm, eğitim, mutluluk ve umut alanında eş zamanlı olarak bir farkındalık sağlıyor.”

Tekne kampanyası bir ay daha uzatıldı

 

Viaport Marina, tekne sahiplerinden gelen yoğun talep üzerine başlattığı kampanyayı bir ay daha uzatma kararı aldığını açıkladı. Kampanyaya göre, tekne bağlama fiyatlarına 2020 yılında zam yapmayan Viaport Marina Yönetimi, 2019 yılı fiyatları üzerinden en az yüzde 50 indirim uyguluyor. Konu hakkında açıklamada bulunan Viaport Marina Direktörü Sinan Arslan, bir ay daha uzatılan kampanyanın tekne sahipleri için çok cazip olduğunu söyledi.

“KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ”

Sinan Arslan, “Tekne sahipleri hem bütçelerini zorlamadan teknelerini bağlayabilmeleri hem de Viaport Marina içerisinde bulunan outlet shopping, tema park, akvaryum, sinema, aslan park ve bowling gibi üniteler sayesinde sosyal yaşamla iç içe bir marina hayatını deneyimleyebiliyor. Biz bu kampanyaya yıl başında start verdik ve tekne sahiplerinin yoğun ilgisiyle karşılaştık. Marinamız alınan rezervasyonlarla ciddi bir doluluğa ulaştı. Ben bu kampanyayı köprüden önceki son çıkış olarak değerlendiriyorum, tekne sahipleri marinamız kampanya fiyatlarından faydalanabilmek adına rezervasyon yaparak fırsatları kaçırmadan ve yeni yıl zamları gelmeden teknelerini uygun fiyata marinamıza getirebilirler” ifadelerini kullandı.

“KARA PARK ALANIMIZ TAMAMEN DOLU”

Viaport Marina’nın diğer marinalara göre çok fazla artı yönü olduğunu vurgulayan Arslan, karapark alanında 45-50 metre aralığında teknelerle İstanbul’un en yüksek kapasite doluluğuna ulaştığını söylerken, hizmet kalitesiyle her sene gelen teknelerin şimdiden bir sonraki sene için rezervasyonlarını yaptırdıklarını ekledi.

Arslan, “Mega yatlar hem bizim hem de ülkemiz için prestij kaynağı ancak biz daha küçük ölçekli teknelerimize de bu kampanya ile çok özel avantajlar sağladık. Önümüzdeki sene için Karapark alanımızı genişleterek Marina içerisindeki ve tüm hizmet kalitemizi yaşamak isteyen tekne sahiplerimiz için çok daha avantajlı olacağız. Biz tekneler için güvenlikli marina, ayrıcalıklı hizmet, güler yüzlü ve profesyonel ekiple teknelerin her türlü ihtiyacını karşılayabilecek kara park alanı sunuyoruz. Teknesini Viaport Marina’ya bağlan bir kişi teknesinin tüm bakım ve ihtiyaçlarını tek bir yerde karşılayabiliyor” ifadelerini kullandı.

En temiz havaya sahip ülkeler belirlendi: Türkiye 61’inci sırada

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump geçtiğimiz günlerde dünyanın en temiz havasına sahip olduklarını iddia etmişti. Ancak Yale ve Columbia Üniversitesi tarafından yapılan Çevresel Performans Endeksi’ne göre bu iddiasının doğru olmadığı belirlendi.

Raporda en temiz havaya Avustralya, Barbados, Ürdün ve Kanada’nın sahip olduğu ifade edildi. Sanayi devleri Fransa, İngiltere ve Almanya sırasıyla 13, 18 ve 46’ncı sırada yer aldı. Türkiye ise listeye 61’inci sıradan girdi.

Havası en kirli ülke ise 180’inci sırada yer alan Nepal oldu. Nepal’i sırasıyla  Antalya escort Bangladeş, Hindistan ve Çin izledi.

İŞTE HAVASI EN TEMİZ OLAN ÜLKELER

1- Avustralya
1- Barbados
3- Ürdün
4- Kanada
5- Danimarka
6- Finlandiya
7- Yeni Zelanda
8- Brunei
9- İzlanda
10- ABD
.
13- Fransa
.
18- İngiltere
.
46- Almanya
.
61- Türkiye
.
177- Çi
178- Hindistan
179- Bangladeş
180- Nepal

En çok erkekler intihar ediyor: Sorumluluk çok fazla

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) yayınladığı rapora göre, her yıl yaklaşık 800 bin kişi kendi hayatına son veriyor. Dünya genelinde erkek intihar oranının kadınlara kıyasla daha fazla olduğunun ön plana çıktığı raporda, her 100 bin erkekten 13,5’i, her 100 bin kadından 7,7’si intihar ediyor. Türkiye’de ise erkeklerde intihar oranı her 100 bin kişide 11,3 iken kadınlarda 3,2 olarak görülüyor. İntihar nedenlerinin başında akıl hastalıkları, ekonomik problemler, işsizlik, ailevi problemler ve günümüzde gittikçe artmaya başlayan uyuşturucu madde kullanımı gibi nedenlerin yer aldığını belirten İstanbul Gelişim Üniversitesi’nden Psikiyatrist Onur Okan Demirci, kişinin intihar seviyesine gelmeden önce anlaşılabileceğini söyledi.

İNTİHARA MEYİLLİ KİŞİYİ ANLAYABİLİRİZ

İntihara meyilli kişiyi anlayabilecek küçük ipuçları bulunabileceğini belirten Onur Okan Demirci, “Bunların en başında kişinin hayatında meydana gelen ufak değişiklikleri gözlemlemek yer alıyor. Burada da en büyük sorumluluk ailesine ve sosyal çevresine düşüyor” dedi.

Uyarılarda bulunan Demirci, “İntihara meyilli kişiler kendilerini belli etmeye başlarlar. İçe kapanmaya, sosyal çevreden kendilerini çekmeye, yaptıkları işte gerilemeye hatta bazen intihar edeceklerine dair ‘hayattan bıktıklarına, artık çaresiz olduklarına’ değinirler. Özellikle buradaki çaresizlik mesajı kişinin artık işin içinden çıkamayacağının göstergesidir. Buna dair mesajları yakalamak çok önemli. Burada en büyük sorumluluk ailesine ve sosyal çevreye düşüyor. Onu takip edebilmek, gözlemlemek, yakın olabilmek önemli. Siz bireyden duygusal iletişim anlamında ne kadar uzaksanız, bu belirtileri kaçırma şansınız çok yüksek olacak. Ne kadar yakınsanız da bu belirtileri yakalama şansınız yükselecek. Yakaladığınız anda da kişiyi intihar etmekten kurtarabilirsiniz. Kişiyi kurtarmak için sosyal destek de önemli. Kişinin hayatındaki çaresizliğe destek olabilmek gerekiyor. Bunun yanında muhakkak bir uzman desteği alınması şart. Bu belirtileri yakaladığımız an kişiyi oradan kurtarabilme şansına büyük oranda sahibiz. Geç kaldığımız zaman maalesef bu söylediğimiz rakamlara gidiyoruz” ifadelerini kullandı.

ERKEĞE YÜKLENEN SORUMLULUK AĞIR GELİYOR

Erkeklerin intihar oranlarının kadınlara kıyasla daha fazla olmasının altında, erkeğe yüklenen sorumluluğun bireye ağır gelmesinin yattığını ifade eden psikiyatrist Demirci, şöyle konuştu:

“Erkeklerde oranların daha fazlası toplumun erkeğin üstüne yüklediği baskıdan kaynaklanıyor. Bu durum orta ve düşük gelirli ya da sosyokültürel seviyesi biraz düşük olan ülkelerde gerçekleşiyor. ‘Erkek çalışmak zorunda, ailesine bakmak zorunda, erkek güçlü olmak zorunda…’ bireyin bu güç azaldığı ve ailesine yeterince sahip çıkamadığını düşündüğü zaman böyle bir yola sürüklenme ihtimali, kadına göre daha fazla. Ama gelişmiş ülkelerde böyle bir durum söz konusu değil.”

Psikiyatrist Demirci, toplum olarak intihara sürüklenme yolunda önlemler alınması gerektiğini, bunun da daha çok sosyal destek ve devlet desteği ile sağlanabileceğini de sözlerine ekledi.

‘Perdeden gelinlik yap’ dediler: İnat etti, 120 kilo verip ikiz doğurdu

İstanbul’da yaşayan 37 yaşındaki Canan Başar Aytepe’nin başı uzun yıllar fazla kilolarıyla dertteydi. 5 yıl önce eşi Fatih Aytepe ile evlenmeye karar vermesinin ardından önce gelinlikçi ‘gelinlik giyemezsin’, sonra doktor ise ‘çocuk doğuramazsın’ dedi. Büyük hayal kırıklığına uğrayarak evlilikten vazgeçen genç kadına, eşi ne olursa olsun destek olup yanında duracağını söyledi. Aytepe, eşinin desteğini görünce kilo vermeye karar verdi ve mide küçültme ameliyatı oldu. 1 yılda 120 kilo veren genç kadın sürpriz bir şekilde ikiz çocuklarına hamile kaldığını öğrendi. Sorunsuz bir hamilelik süreci geçiren Aytepe, 2 yıl önce kızları Damla ve Yağmur’u kucağına aldı.

“GELİNLİKÇİ BANA TRAVMA YAŞATTI”

Obez bir çocukluk dönemi geçirdiğini söyleyen Aytepe, “Gece 3’te kalkıp anneme makarna yaptırıp yiyordum. Fast-food ve asitli içecekleri çok fazla tüketiyordum. Eşimle uzun yıllar sevgili olduk. Evlenmeye karar verince gelinlik bakmak istedim, hayalim vardı. Gelinlikçiye gittim, katalogdan gelinlik beğendim, çalışan kadına gösterdim. O da bana ‘kızım camdaki perdeyi sök, üstüne dola tamamı senin üstüne gelinlik olur’ dedi. Söylediği benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Kafamdan aşağı kaynar su döküldü. Bu travmayı biraz zor atlattım. Hatta evlilikten vazgeçtim. Eşim her zaman destek oldu. Bana ‘seni böyle seviyorum, hiçbir şey umurumda değil’ diyordu, biz öyle devam ettik” ifadelerini kullandı.

DOKTOR ‘BU KİLOYLA HAMİLE KALAMAZSIN’ DEDİ

İnternette aşırı kilolu kişilerin çocuklarının olmayacağına yönelik haberler okuyunca doktora gitmeye karar verdiğini aktaran Aytepe şöyle devam etti:

“Doktor bana ikinci bir travma yaşattı. ‘Kızım sen bu kiloyla hamile kalamazsın, hadi kaldın zaten doğururken masada kalırsın, annesiz çocuk mu dünyaya getirmek istiyorsun?’ dedi. Çok kötü oldum, ayrılmaya karar verdim. Eşim ‘sen daha değerlisin, çocuk umurumda değil, yeter ki sen ol’ diye beni sakinleştirdi.”

1 YILDA 120 KİLO VERDİ

Gelinlikçide yaşadıkları ve doktorun söyledikleri duyduğu sözler üzerine kilo vermeye karar verdiğini söyleyen Aytepe, “Sonra kilo vermeye karar verdim. Ya eşimin yanında çocuklarımla beraber olacaktım, ya da olmam diye düşündüm. Mide küçültme ameliyatı olmaya karar verdim. Ameliyata girmek için 178 kilodan 158 kiloya düştüm” ifadelerini kullandı.

SPORU DA HAYATINA DAHİL ETTİ

Ameliyattan sonra çok hızlı kilo verdiğini dile getiren genç kadın, “Evlilik hayalim de olduğu için spor yapmaya başladım. İlk ay haftanın 5 günü sabahları beş, akşamları beş kilometre yürüdüm. Daha sonra haftanın 4 günü yüzmeye gittim. 6’ncı ayın sonunda 85 kiloya indim” dedi.

GELİNLİĞİMİ AYNI GELİNLİKÇİ DİKTİ; BENİ GÖRÜNCE ŞOK OLDU

Fast-food’u ve asitli içecekleri hayatından çıkardığını belirten Aytepe, “Haftada 1 bardak su içerdim, artık günde 2 litre su içiyorum. Aynı gelinlikçiye gittim istediğim bir gelinlik vardı, onu seçtim. Gittiğimde beni tanıyamadı, bir önceki gidişimde resim çektirmiştim onu gösterdim. ‘Bu sen olamazsın’ dedi. 1 yıl sonra yeni halimle yanına gittiğimde şoka girdi ve inanamadı” diye konuştu.

ŞİMDİ 60 KİLO

Şu anda 60 kilo olduğunu belirten Aytepe, “Gelinliğimin üstüne nazar değmesin diye mavi çiçekler taktırdım. Önce nişan yaptık, ağustos ayında düğün yaptık. 78 kiloydum. Evlendikten sonra 1 yılı tamamladığımda sürpriz bir şekilde hamile olduğumu öğrendim o zaman 58 kiloydum. Ameliyatımın üzerinden 5 yıl geçti şu anda 60 kiloyum” ifadelerini kullandı.

“ANNELİK TARİF EDİLEMEZ BİR DUYGU”

Çocuklarının sağlıklarının gayet iyi olduğunu söyleyen Aytepe, “Hamilelik dönemimde de çok kilo almadım, sadece bebekler kilo aldı. 68 kiloyla doğuma girdim. İkiz oldukları için erken geldiler, sezaryenla doğum yaptım. Annelik tarif edilemez bir duygu. Çünkü ‘anne olamazsın’ demişlerdi. Sonra kucağıma ikiz yavrularımı aldım. Bu anlatılamaz bir şey. Anne olamamak çok korkutucu bir düşünceydi. Sağlık durumları çok iyi, şimdi 2 yaşındalar” dedi.

“AİLEMİZDE İKİZ ÇOCUKLAR VARDI”

Aytepe, “Doktorlar 2 yıl sonra hamile kalmamı önerdiler ama ben 1 yıl sonra hamile kaldım ve ikizlerim oldu. Ameliyat sonrası erken hamilelikten dolayı da Türkiye’de yaşayan ilk ikizlerimiz. Benim ve eşimin ailesinde ikiz çocuklar vardı. Hem korku hem heyecan yaşadık” ifadelerini kullandı.

AŞIRI KİLOLULAR NEDEN GEBE KALAMAZ?

Aytepe’nin doktoru Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Dr. Uğur Ekici ise, aşırı kilolu hastalarda yandaş hastalıkların neden olduğu sorunlardan dolayı gebe kalmanın ve çocuk sahibi olmanın daha problemli olduğunu söyledi. Dr. Ekici, “Obez hastalarda düşük riski de vardır ama genellikle gebe kalmakta sıkıntı yaşıyorlar. Kan pıhtılaşması gibi hormonlarla ilgili problemler nedeniyle de düşük kalma riski normal kilodaki insanlara göre daha yüksek seyreder” diye konuştu.

Aşırı kilolu hastalarda yapılan testler sonrasında her şey uygunsa tüp mide ameliyatını önerdiklerini belirten Dr. Ekici, “Sadece bu da değil başka obezite tedavi yöntemleri de var bunları da hastaya uygun olarak belirlenip yapılabilir, yaygın olan ve güvenli ameliyatlardır” açıklamasında bulundu.

“CANAN HANIM AZİMLİ BİR HASTA”

Dr. Ekici, “Canan Hanım 5 yıl önce ameliyat oldu sonra gebe kaldı, ikiz çocuklarını dünyaya getirdi. Çok ciddi kilo verdi. Doğumundan sonra da kilo almadı, kendisi bu konuda azimli ve tavsiyelere uyan bir hasta. Dolayısıyla sürecinde hiçbir problem yaşanmadı” dedi.

Bu yılın genç erkek modası jogger pantolonlar

Sportif parçalarla çabasız şıklık gençler arasında bu sezon moda olmuş durumda. Eşofman altının rahatlığını ve pantolon şıklığını bir arada kullanmak isteyen genç erkekler kolay giyilen, kalça ve basenden rahat kesim, paçaları dar jogger pantolonlara yöneldi.

Sokaklarda ve kampüste gömleklerle, outdoor mekanlarda sweatshirt’lerle kombinlenen jogger pantolonlarda toprak tonları, yeşil ve siyah renkleri ön plana çıkıyor. Bu noktada Hazır Giyim Markası DeFacto, jogger pantolonların ön plana çıktığı yeni bir koleksiyon hazırladığını duyurdu. Marka tarafından yapılan açıklamada jogger pantolonların, kargo modelleri ve çizgili desenleri ile birbirinden farklı alternatifler sunduğu belirtildi.

Hem smokin hem takım elbise

Klasik stilin şıklığından ödün vermeyen erkekler, smokinin elegan görünümünü tercih ediyor. Modern duruşu ile dikkat çeken smokinlerin kullanım alanı genişletiliyor. Bu noktada erkek giyim markası Altınyıldız Classics yakası çıktığı zaman takım elbise olarak da kullanılabilen smokin tasarladı. Bu özel tasarım sayesinde hem davetlerde hem de ofiste daima stil sahibi görünmek isteyenlere tek parçayla iki farklı tarz sunuluyor.

Sonbaharın serin günlerini kucaklarken koleksiyonda siyah gibi zamansız modellerin yanı sıra lacivert, bordo, ekru ve beyaz renklerinin ön plana çıktığı görülüyor. Ayrıca beyaz ata yaka gömlekler smokinlerin vazgeçilmez tamamlayıcısı olarak bu sezon da ön planda.

Marka tarafından koleksiyona ilişkin yapılan açıklamada, “Altınyıldız Classics erkeği, birbirinden farklı smokin modelleri ve renk çeşitleriyle sonbahar düğünlerinin yıldızı olacak, şıklığından ödün vermeden gecenin keyfini çıkaracak. Smokinin mükemmel tamamlayıcısı olan beyaz ata yaka gömleği seçerek stilinizi tamamlayabilir, havanın durumuna ve düğün mekanınıza göre yelek ya da ceketinizi kullanabilirsiniz. Şık ve foksiyonel detaylarıyla kullanım alanını genişleten Altınyıldız Classics smokinler; takılıp çıkabilen saten yaka özelliği ile günlük hayatınızda takım elbise olarak da kullanabiliyor, tek parça ile birden fazla kullanım avantajı da sağlıyor. Siyah gibi zamansız modellerin yanı sıra lacivert, bordo, ekru ve beyaz renk alternatifleri katıldığınız davette fark yaratmanız için de ideal bir seçim. Altınyıldız Classics’in ayrıca şal yaka gibi formlarıyla dikkat çeken smokinleri, sizi gecenin en şık davetlisi yapacak etkiye sahip” denildi.